Ortak Politika Notu: Çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismar önlenebilir!
2013 ceza istatistiklerine göre çocukların cinsel bütünlüğüne karşı en az 19757 suç davası açılmış, toplam cinsel saldırı suçlarının %46sı! Bunlardan 14417 mahkumiyet almış, toplam mahkumiyetlerin %61i! (Adalet Bakanlığı, 2013)
Çocuga karşı cinsel sömürü ve istismar tüm dünyada oldugu gibi Türkiye’de de toplumun her kesiminde çocukların sağlıklı fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimine zarar vermekte, çocukların hayatlarında onarılması çok güç kalıcı etkiler bırakmaktadır. Bu etkiler ülkelerin sosyal barışını sarsmakta, adalete ve devlet sistemine olan inancı da zedelerken ekonomik olarak da sağlıklı ve yaratıcı işgücünü etkilediği için ülkelerin kalkınmasına da olumsuz etki yapmaktadır.
Oysa, çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismar önlenebilir! Atılması gereken tüm adımlar Türkiye’de dahil Avrupa Konseyi üyesi 47 ülkenin yetkilileri ve tüm dünya ülkelerinden uzmanların katkılarıyla belirlenmiş uluslararası yasalarda açık bir şekilde belirtilmiştir.
Çocukları Korumak için Sessizliği Bozmalıyız!
Hepimiz çocukları korumakla yükümlüyüz!
Nasıl mı?
Önleyici tedbirler
- Erken çocukluk döneminden başlayarak çocuklar için, anne-babalar için, çocuklara bakım ve eğitim hizmeti verenler için ve çocuklarla çalışan profesyoneller için Avrupa Konseyi’nin 5te1 Kampanyası ve benzeri bilgilendirme kampanyaları ve eğitimleri Aile Sosyal Politika Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından STKların katılımıyla yapılmalı,
- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından toplumsal cinsiyet eşitliği ve cinsel ve üreme sağlığı eğitimi müfredata aktarılmalı,
- Çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismarın önlenmesine yönelik kanıtlara dayalı uygulamalar geliştirmek için politika kararlarını almamızı sağlayacak amacıyla vaka ve yaygınlık oranları, zaman içindeki eğilimleri ve olguların coğrafi dağılımını anlamamızı sağlayacak, risk faktörlerini belirleyici epidemiyolojik araştırmalar yapılmalı.
Koruyucu tedbirler
- Çocuğun mağdur ve suç tanığı olduğu unutulmamalı, acilen koruma hizmetleri verilmeli! Güvenlik ve adli hizmetler koruma hizmetinin parçası olarak tek elden çocuk gelişimi, psikolojisi, tıp, sosyal hizmet, cinsel sömürü ve istismarı mağduru çocuklara ilk yardım, ara tedavi ve uzun süreli rehabilitasyon hizmetine kadar gidecek süreçte ilgili uzmanlardan oluşmuş karma disiplinlerin ve meslek elemanlarından oluşmuş bir ekip ile Çocuk İzlem Merkezlerinde ve üniversitelerin Çocuk Koruma Birimlerinde gerçekleştirilmeli,
- Çocuğa suçlu izlenimi ve duygusu yaratacağı için ve uzun dönemde rehabilitasyon çalışmalarını olumsuz etkileyeceği için çocuk güvenlik ve adli hizmetlerin verildiği birimlere götürülmemeli,
- Özellikle küçük yerlerde çocuklarla çalışanların (eğitim, bakım, sağlık, sosyal hizmet, vb.) bildirimleri ve bildirimleri sonucu karşı karşıya kalabilecekleri tehdit ve şiddeti önlemek açısından çocuğa cinsel sömürü ve istismar olduğuna dair bildirimlerin anonim tutulması, bildirenin korunması ve destek verilmesi yasal güvenceye alınmalı,
Kovuşturma
- Çocuğun mağdur ve suç tanığı olduğu unutulmamalı! Çocuğun ifadesi tek seferde Çocuk İzlem Merkezlerinde ve üniversitelerin Çocuk Koruma Birimlerinde gerçekleştirilmeli,
- Asli hukukta başlayan çocuğa cinsel sömürü ve istismar davaları, ceza davalarına dönüştüğünde süreç tekrarlanmamalı,
- Çocuğa cinsel sömürü ve istismar yapan suçlunun cezalandırılması çocuğa verdiği zarar, hukukta orantılılık ve birey olarak çocuğun ve bir grup olarak çocukların yüksek yararı gözetilerek, cezasızlığa yer vermeyecek şekilde yapılmalı,
- Çocuğa cinsel sömürü ve istismar yapan suçlunun kamu idaresinde çalışan biri olması durumunda Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’daki soruşturma izni şartlarının aranmaması ve ağırlaştırıcı koşul olarak kabul edilmesi kanuni güvenceye alınmalı,
- Cinsel sömürü ve istismara maruz bırakılan çocuklar kendilerine yapılan büyük haksızlığın telafisinin yapıldığının ve suçlunun cezalandırıldığı bilgisi de dahil adaletin yerine geldiği bilgisinin çocuğun rehabilitasyon çabalarının da bir parçası olarak çocuk tarafından bilinmesi sağlanmalı,
- Mahkeme kararı bir uzman görüşü ile alınmamalı, en az 3 uzmandan – çocuk gelişim uzmanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı – oluşmuş bir komisyon görüşü ile karar verilmeli.
Rehabilitasyon
- Cinsel sömürü ve istismara maruz bırakılan çocuklar için koruma sistemine girer girmez başlayan tedavi ve terapi çalışmaları ile çocuk iyileşebilir, bu nedenle güvenlik ve adli hizmetlere ayrılan bütçe gibi rehabilitasyon hizmetleri için ayrı ve ilgili dava sayıları göz önüne alınarak yeterli bütçe ayrılmalı,
- Cinsel sömürü ve istismar mağduru çocuklar için özel rehabilitasyon hizmetleri arttırılmalı, çeşitlenmeli ve çocukların hizmet kurumlarından kaçmasını ya da uzaklaşmasını önlemek için çocukların katılımıyla planlanıp uygulanmalı.
Ne için çağrı yapıyoruz?
- Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Çocuk Hakları İzleme Komitesi’nin daimi bir komisyona dönüşmesi,
- Avrupa Konseyi Çocuğun Cinsel Sömürü ve İstismardan Korunması (Lanzarote) Sözleşmesi (özellikle 18-24 arasındaki maddeler temelinde) ve diğer ilgili uluslararası yasalar ışığında Anayasa ve yasalarda değişiklik,
- Çocuğun cinsel sömürü ve istismardan korunması için kayıt sistemi ve düzenli, ayrıştırılmış istatistik sistemi,
- Çocuğun cinsel sömürü ve istismarı suçu faillerin kaydı ve bir daha bu sucu islememeleri için izlenmeleri,
- TÜBITAK ve TUBA desteği ile bir araştırma gündemi belirlenmesi ve araştırmalara (özellikle tekrarlanan araştırmalara) destek verilmesi,
- Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı teşkilat yapılanmasında içinde çocuğun savunuculuğunu yapacak “çocuk koruma görevlisi” adi altında yeni bir yapı kurulması,
- Yüksek Öğretim Kurumu kararıyla çocukla ilgili tüm yüksek öğretim bölümlerinin çocuk hakları, çocuk gelişimi ve çocuk koruma eğitiminin zorunlu ders olarak okutulması,
- Çocuğun rehabilitasyonu zorunluluğunun yasal güvenceye alınması.
Yasalarda nelerin değişmesini istiyoruz?
- Ceza Kanunu düzenlemesi, çocuğun ilişkiye girdiği kişinin çocuk üzerindeki yetkisi, ilişkinin biçimi gibi konuları rıza yaşı bakımından özel faktörler olarak dikkate almamıştır. Bu da on beş yaşını doldurmuş olan çocukların cinsel sömürü eylemlerine karşı korumasız bırakmaktadır.
- Aynı zamanda, erken yaşta evlendirilmenin cinsel sömürünün araçlarından biri olduğu dikkate alınarak, özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesinin önüne geçecek özel önlemler alınmalı, evlilik yaşını doldurmamış çocuklarla evlenme özel bir suç olarak düzenlenmelidir.
- Ceza Kanununun 103.maddesi çocukların cinsel istismarını düzenlemektedir. Ancak madde metni yazılırken suç failinin/aracının çocuğun ağabeyi, babası vb. yakınları olması ve istismarın uzun yıllar sürmesi halinde çocuğun rızasıyla ilgili sakatlanma göz önüne alınmamıştır. Bu durumdaki çocuk uzun süre istismara maruz kalmasına rağmen konuşmaya cesaret edemezse cebir olmadığı ve rızaya dayalı birliktelik olduğunun varsayılması gibi bir risk ile karşılaşılmaktadır. Bu düzenlemenin değiştirilmesi ve çocukla ilişkiye giren kişinin kimliğine göre suçların tarif edilmesi ve çocuğun korunmaya çalışılan menfaatine uygun biçimde müeyyide konulması gerekmektedir.
- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı mevzuatı gereği duygusal, cinsel ve/veya fiziksel istismara uğramış çocuklar için oluşturulan Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezlerinin tanımı yer almakla birlikte bu Merkezlerin kurulması bakımından uyulması gereken esaslar (örneğin sayıları, kapasiteleri) ile yaygınlaştırılmalarına yönelik ilkeler de yasa ile belirlenmelidir.
- Konu hakkında çalışan kolluk, sağlık çalışanları vb. tüm görevlilerin görev tanımları ve izleyecekleri prosedür bir yönetmelikle ayrıntılı şekilde düzenlenmelidir. Saldırıya maruz kalanlara gebelik testi uygulanmalı, bulaşıcı hastalıklara karşı önlem alınmalı ve mağdur bu konuda bilgilendirilmeli ayrıca psikolojik destek alması sağlanmalıdır. Aynı zamanda şiddet, istismar vb. olayların belirlenmesi, bildirimi, sevk ve başvuru yolları, tedavi ve takibi ve adlî makamların olaya el koyma süreci de düzenlenmelidir.
- Çocukların cinsel istismarını önlemeye yönelik olarak veri toplamak, araştırma yapmak da dâhil olmak üzere gerekli tedbirleri almak konusunda Devletin yükümlülüğü mevzuatta açık olarak düzenlenmelidir.
- Ensest ayrı bir suç olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle, ensestin mevzuatta ayrıca düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Aynı zamanda Ceza Muhakemesi Kanununda yapılacak bir düzenleme ile ensest mağdurlarının ve onlardan doğanların korunması, kimliklerinin gizlenmesi gibi olanaklar da öngörülmelidir.
- Benzer bir düzenleme çocukların yasa dışı cinsel ilişkiye zorlandıkları eylemlere ilişkin davalarda tanıklık etmeleri ile ilgili de yapılmalıdır.
- Aynı zamanda bir suçun mağduru olan çocuğun adalet sistemi içerisinde ikincil mağduriyet riskini ortadan kaldırmak için önem alınmalıdır. Bu önlemlerin başında, mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamalarının tamamında hak ve onuruna ihtimam gösterilmesi gelmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuku Çerçevesinde Mağdurun Durumu ile İlgili R (85) 11 Sayılı Tavsiye Kararı bu konuya ilişkin düzenleme yapılırken dikkate alınmalıdır.
- Ceza Kanununda (md. 234) ve Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanunda (md. 3) çocuğun kaçırılması ve alıkonulması, on altı yaşını bitirmemiş çocukları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Sözleşme gereği bunun yaş sınırı olmaksızın tüm çocukları kapsayacak şekilde düzenlenmesi yerinde olacaktır.
- Ayrıca her türlü kaçırma olayında çocuğun mutat meskene iadesinin yasa ile düzenlenmesi gerekmektedir. Şiddet suçuna maruz kalan çocuğun uğradığı zararların giderilmesi ve adlî mekanizmada yardım edilmesine yönelik hizmetlerin bulunması konusunda Devlete objektif sorumluluk getirici bir düzenleme bulunmamaktadır. Avrupa Konseyi 1985 tarihli Mağdurların Zararlarının Giderilmesi Sözleşmesine taraf olunması ve bu konuda uygulamayı düzenleyecek bir kanunun hazırlanması gerekmektedir.
- Çocuk kaçırma suçları ile mücadele yöntemleri arasında, çocuk kaçırma suçu işleyen faillere ilişkin özel bir veri tabanının oluşturulması ve bu suçlarla mücadele için ulusal ve uluslararası işbirliği yapılmasına özel bir önem verilmektedir. Bu amaçla veri tabanı oluşturulması ve bunların adlî mekanizma içerisinde ortak kullanımına yönelik bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.








Sosyal Medya